FE School Blog
İngilizce Düşünmek Nasıl Olur? Kafanda Çeviri Yapmadan Konuşmak
Kısa cevap: İngilizce düşünmek, her cümleyi önce Türkçe kurup sonra çevirmeden konuşabilmek demek. Bu bir yetenek değil, bir alışkanlık. Alışkanlık da kurulur. Aşağıda kafandaki çevirinin neden bu kadar yavaş olduğunu ve onu adım adım devreden çıkaran yedi alıştırmayı bulacaksın.
İngilizce düşünmek ne demek, ne demek değil?
İngilizce düşünmek, rüyanı İngilizce görmek ya da Türkçeyi kafandan silmek değil. Sık kullandığın cümlelerin hazır çıkması demek. Biri "How was your weekend?" diye sorduğunda "hafta sonun nasıldı… how… was…" diye parça parça çevirmezsin. Soru gelir, cevap gelir. Arada bir çeviri basamağı yoktur.
Bu her konuda aynı anda olmaz. Önce en çok konuştuğun konularda olur: kendini tanıtmak, işin, günün. Az konuştuğun konularda ileri seviyedeki insanlar bile hâlâ kafada çeviri yapar. Yani asıl soru "İngilizce düşünebiliyor muyum?" değil. Asıl soru şu: "Hangi konularda çevirmeden konuşabiliyorum ve bu alanı nasıl genişletirim?"
Kafanda çeviri yapmak neden bu kadar yavaş?
Birinci sebep dilin yapısı. Türkçede fiil genelde sona gelir, İngilizcede öznenin hemen arkasına. "Dün akşam arkadaşlarla dışarıda yemek yedik" cümlesini çevirirken sondaki "yedik"i en başa taşıman gerekir: "We ate out with friends last night." Yani çeviri yapan biri her cümlede sadece kelime aramaz, cümleyi baştan sona ters çevirir. Konuşmanın hızında buna zaman yetmez.
İkinci sebep öğrenme şekli. Çoğumuz okulda kelimeleri Türkçe karşılıklarıyla, listeler hâlinde ezberledik: "borrow: ödünç almak". Beyin de kelimeyi tam öyle sakladı, Türkçesine bağlı olarak. Kullanmak istediğinde önce Türkçesine gidiyor, oradan İngilizcesine geçiyor.
Üçüncü sebep mükemmel cümle isteği. Cümleyi kafada bitirmeden ağzını açmamak, çeviriyi zorunlu kılar. Bunun bir de kaygı tarafı var. Konuşurken neden donup kaldığını "İngilizce anlıyorum ama konuşamıyorum" yazısında ayrıca anlattım.
Kafadaki çeviriyi bırakmak için 7 alıştırma
1. Kelime değil, kalıp öğren
Akıcı konuşan biri cümleyi kelime kelime kurmaz, hazır parçaları birleştirir. "I'm thinking about…", "It depends on…", "The thing is…", "What I mean is…", "I'm not sure, but…" gibi kalıplar tek parça hâlinde çıkar ve çeviri istemez. Her hafta beş kalıp seç. Her birini kendi hayatından üç cümleyle sesli kullan. Bir kalıp ağzından ne kadar çok çıkarsa, o kadar az düşünerek gelir.
2. Yeni kelimeyi Türkçesiyle değil, bir cümleyle kaydet
Defterine "borrow = ödünç almak" yazmak yerine "Can I borrow your charger?" yaz. Kelimeyi bir durumla birlikte öğrendiğinde beyin onu Türkçe karşılığına değil, o duruma bağlar. Aynı durum tekrar geldiğinde kelime de kendiliğinden gelir.
3. Kelimeden cümleye merdiven kur
Basitten başla: bir dakika boyunca etrafındaki şeyleri İngilizce say. Kettle, window, keys. Ertesi gün aynı şeyleri bir eylemle söyle: "I'm looking for my keys." Bir hafta sonra bir sebep ekle: "I'm looking for my keys because I'm late again." Kelimeden ifadeye, ifadeden cümleye çıkarsın. Her basamakta çevirinin payı biraz daha azalır.
4. Bilmediğin kelimenin etrafından dolaş
Bir kelimeyi bilmediğinde Türkçeye dönme. Basit İngilizceyle anlat: "the thing you use to open a bottle", "a person who fixes cars". Buna paraphrase denir ve çeviri alışkanlığını kıran en önemli beceri budur. Gerçek konuşmada da işe yarar. Karşındaki çoğu zaman aradığın kelimeyi hemen söyler, sen de onu bir daha kolay kolay unutmazsın.
5. Üç saniye kuralı
Bir soruya cevap vermeden önce kendine en fazla üç saniye ver. Cümle yarım kalsa bile başla: "Well, I think…" Bu kadar kısa sürede cümleyi Türkçe kurup çevirmeye vakit kalmaz. Beyin elindeki hazır kalıplara gitmek zorunda kalır. Başta yarım yamalak cümleler çıkar, bu normal. Amaç, çeviriye harcadığın zamanı kesmek.
6. Aynı hikâyeyi 4-3-2 ile anlat
Dil öğretiminde bilinen bir akıcılık alıştırması bu. Bir olayı seç: geçen hafta sonun, izlediğin bir film, işte olan bir şey. Önce dört dakikada anlat, sonra aynı hikâyeyi üç dakikada, en son iki dakikada. Süre kısaldıkça daha az durursun, daha az çevirirsin, aynı cümleler daha hızlı çıkar. Telefonla kaydedersen farkı kendi kulağınla duyarsın.
7. Günün içinde sabit "İngilizce anlar" belirle
Bütün günü İngilizce düşünerek geçirmeye çalışmak bir gün sürer, sonra bırakırsın. Bunun yerine her gün aynı iki üç anı seç: kahve yaparken, yolda, yatmadan önce. O anlarda iç sesin İngilizce olsun: "Okay, what do I need to do today? First, I need to call the bank." Sabit anlar işi kolaylaştırır, çünkü her seferinde karar vermen gerekmez.
Bunlara ek olarak shadowing, sesli günlük ve dil değişimi gibi yöntemleri evde İngilizce konuşma pratiği yazısında topladım.
Türkçeyi tamamen bırakmalı mıyım?
Hayır. Bir dilbilgisi kuralını Türkçe bir açıklamayla anlamak ya da bir kelimenin Türkçesine bakmak tamamen normal. Sorun Türkçe kullanmak değil, her cümle için Türkçeye ihtiyaç duymak. Anlarken Türkçeden yardım alabilirsin. Konuşurken hedef, hazır kalıplarla doğrudan İngilizce söylemek.
Ne zaman olur?
Dürüst cevap: kesin bir süre yok. Ne kadar sık sesli konuştuğuna, hangi seviyeden başladığına ve hangi konularda pratik yaptığına bağlı. Seviyenden emin değilsen İngilizce seviyeni nasıl anlayacağını ayrı bir yazıda anlattım.
Ama işaretleri tanıyabilirsin. Bir cümleyi söyledikten sonra "bunu kafamda kurmadım, kendiliğinden çıktı" diye fark edersin. Gün içinde aklına durup dururken bir İngilizce ifade gelir. Önce bu anlar seyrek olur, sonra sıklaşır. İlerlemeyi görmek istersen ayda bir aynı konuda iki dakikalık bir ses kaydı yap ve eskisiyle karşılaştır.
Tek başına nereye kadar?
Bu alıştırmaların hepsini tek başına yapabilirsin ve refleksin gelişir. Ama refleks asıl gerçek bir konuşmada sınanır. Karşındaki beklemediğin bir soru sorar, sözünü keser, konuyu değiştirir. Bunu kendi kendine üretemezsin. FE School derslerinde bu yüzden kelimeler bir hikâyenin içinde gelir ve sen o sahnede konuşursun: bir rolün yerine geçer, bir duruma cevap verirsin. Tempo da sana göre ayarlanır.
Çevirmeden konuşmaya nereden başlayacağını birlikte konuşmak istersen, birebir ders paketleri ve ödemeden sonra verilen ücretsiz analiz seansı (seviye tespiti, hedef belirleme, sana özel yol haritası) için WhatsApp'tan yazabilirsin.
Önce kendi başına başlamak istersen, FE App'i ücretsiz dene: hedefini ve seviyeni sorup sana özel bir yol haritası kuruyor.
Devamını Oku
İlgili Yazılar
Evde İngilizce Konuşma Pratiği Nasıl Yapılır?
Partner bulamasan bile evde uygulayabileceğin 10 yöntem.
Yazıyı oku →İngilizce Anlıyorum Ama Konuşamıyorum: Ne Yapmalıyım?
Anlama ile konuşma arasındaki farkın gerçek nedeni ve kapatmanın yolu.
Yazıyı oku →Kendine Özel Bir İngilizce Öğrenme Planı Nasıl Oluşturulur?
Bu alıştırmaları haftalık bir çalışma programına çevirmek.
Yazıyı oku →